Türkiye Sinemasında Aidiyetsizliğin Mekanı: Kayıplar ve Ölüler Kenti İstanbul

Stok Kodu:
9786057789181
Boyut:
16.00x24.00
Sayfa Sayısı:
320
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2021-07
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%55
35,00 TL
15,75 TL
Taksitli fiyat: 9 x 1,93 TL
Havale/EFT ile: 15,44 TL
10000 Adet Stoklarımızda
İndirimli Fiyat : 15,75 TL
150 TL ve Üzeri Kargo Bedava
9786057789181
739001
Türkiye Sinemasında Aidiyetsizliğin Mekanı: Kayıplar ve Ölüler Kenti İstanbul
Türkiye Sinemasında Aidiyetsizliğin Mekanı: Kayıplar ve Ölüler Kenti İstanbul
Phoenix Yayınevi
15.75

1950-1980 aralığındaki filmlerde, hatta bu dönem 2000'lere kadar getirildiğinde nerede olduğunu biliyorken tehdit eden İstanbul aslında varlığıyla bir tehdit sunmaktadır. Merkezin neresi ya da parçalanmamış İstanbul'un nasıl olduğu, görüntü düzeyinde filmlerde görülür. 2000'ler Türk sinemasında İstanbul ‘yokluğuyla bir tehdit' sunmaktadır. Kentin parçalanmasıyla filmlerde İstanbul, aidiyetsiz mekânlarıyla, yaşamanın ve yerleşmenin mümkün olmadığı ‘tehdit eden kent' hâlindedir. Aidiyetini mekânla bir adım ilerisi kentle kuramayan 2000'ler Türk sinemasının karakterleri İstanbul'da huzursuzluk içerisinde yaşarlar. Karakterler mekân olarak bedenleriyle de bir aidiyet ilişkisi kuramazlar. Aidiyet duygusunun mekânı beden, filmlerde kıstırılmışlık, taciz, işkence, tecavüz vb. edimlerle de aidiyetsiz bir mekâna dönüşür. Kentin değişmeyen yanı ya ölümü ya da kaybı kimi zamansa ikisini birden getirmesidir. Filmlerde İstanbul, ölüler kentidir ve mezarlıklar kent adına konuşur: İstanbul'da ölüm olmazsa olmazdır! İstanbul'a ölüm yakışır. Filmler ölümden bağımsızlaşamazlar.

1950-1980 aralığındaki filmlerde, hatta bu dönem 2000'lere kadar getirildiğinde nerede olduğunu biliyorken tehdit eden İstanbul aslında varlığıyla bir tehdit sunmaktadır. Merkezin neresi ya da parçalanmamış İstanbul'un nasıl olduğu, görüntü düzeyinde filmlerde görülür. 2000'ler Türk sinemasında İstanbul ‘yokluğuyla bir tehdit' sunmaktadır. Kentin parçalanmasıyla filmlerde İstanbul, aidiyetsiz mekânlarıyla, yaşamanın ve yerleşmenin mümkün olmadığı ‘tehdit eden kent' hâlindedir. Aidiyetini mekânla bir adım ilerisi kentle kuramayan 2000'ler Türk sinemasının karakterleri İstanbul'da huzursuzluk içerisinde yaşarlar. Karakterler mekân olarak bedenleriyle de bir aidiyet ilişkisi kuramazlar. Aidiyet duygusunun mekânı beden, filmlerde kıstırılmışlık, taciz, işkence, tecavüz vb. edimlerle de aidiyetsiz bir mekâna dönüşür. Kentin değişmeyen yanı ya ölümü ya da kaybı kimi zamansa ikisini birden getirmesidir. Filmlerde İstanbul, ölüler kentidir ve mezarlıklar kent adına konuşur: İstanbul'da ölüm olmazsa olmazdır! İstanbul'a ölüm yakışır. Filmler ölümden bağımsızlaşamazlar.

1950-1980 aralığındaki filmlerde, hatta bu dönem 2000'lere kadar getirildiğinde nerede olduğunu biliyorken tehdit eden İstanbul aslında varlığıyla bir tehdit sunmaktadır. Merkezin neresi ya da parçalanmamış İstanbul'un nasıl olduğu, görüntü düzeyinde filmlerde görülür. 2000'ler Türk sinemasında İstanbul ‘yokluğuyla bir tehdit' sunmaktadır. Kentin parçalanmasıyla filmlerde İstanbul, aidiyetsiz mekânlarıyla, yaşamanın ve yerleşmenin mümkün olmadığı ‘tehdit eden kent' hâlindedir. Aidiyetini mekânla bir adım ilerisi kentle kuramayan 2000'ler Türk sinemasının karakterleri İstanbul'da huzursuzluk içerisinde yaşarlar. Karakterler mekân olarak bedenleriyle de bir aidiyet ilişkisi kuramazlar. Aidiyet duygusunun mekânı beden, filmlerde kıstırılmışlık, taciz, işkence, tecavüz vb. edimlerle de aidiyetsiz bir mekâna dönüşür. Kentin değişmeyen yanı ya ölümü ya da kaybı kimi zamansa ikisini birden getirmesidir. Filmlerde İstanbul, ölüler kentidir ve mezarlıklar kent adına konuşur: İstanbul'da ölüm olmazsa olmazdır! İstanbul'a ölüm yakışır. Filmler ölümden bağımsızlaşamazlar.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat