Sebilürreşad Dergisi Sayı: 1070 Kasım 2021

Stok Kodu:
3990000072114
Boyut:
24.00x33.00
Sayfa Sayısı:
32
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2021-11
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
1. Hamur
Dili:
Türkçe
%34
16,00 TL
10,56 TL
Taksitli fiyat: 9 x 1,29 TL
Havale/EFT ile: 10,35 TL
10000 Adet Stoklarımızda
Temin süresi 5 gündür.
150 TL ve Üzeri Kargo Bedava
3990000072114
746618
Sebilürreşad Dergisi Sayı: 1070 Kasım 2021
Sebilürreşad Dergisi Sayı: 1070 Kasım 2021
Sebilürreşad Yayınevi
10.56

İnsanın en önemli yitiği; Tabiat Vahyi

Batı dünyası sanayileşmeye hızlı geçiş yaparak Çevre felaketlerinin fitilini ateşleyen bir ahlak ve kapitalist paylaşım sistemini inşaa etti. Eskiden savaşlar “var olmak” adına yapılırken, bu yeni çağda savaşlar “imkanların paylaşımı” gerekçesine dönüştü. I. ve II. Paylaşım savaşlarıyla “insanın insanı yok ettiği” savaşlar yeni sınırlar, yeni devletler üretti. Tahribat, her devletin insanına “daha konforlu” bir yaşam gerekçesiyle başladı diyebiliriz…

İslam dünyası pek çok bölgesinde modernite ve onun taşıyıcı gücü olan sanayi ile yeni tanıştığından Batı dünyasının vahşi izlerini takip ederek ikinci bir tahribat denklemi yaratıyor. Köylerden kentlere artan göç, sadece sosyal alanlarda maliyetler yaratmıyor, aynı zamanda tabiat kaynaklarının hızla tüketilmesi gibi ağır bir maliyet oluşturuyor. İnsan eliyle değişen çevre şartları, küresel iklim değişikliği ile küresel etkili bir tehdidi tüm insanlığın dünyasına da sokmuş oluyor. Yani tabiat hangi coğrafyada, sosyal evrende yaşanırsa yaşansın her insanın ortak gündemi olmak zorunda.

Özellikle İslam anlayışı temelinde kurulan medeniyetlerin kâinatı Allah'ın Vahyi olarak telakki eden medeniyet perspektifi ile oldukça koruyucu bir bağlamda baktıkları ve tabiatla doğru ilişki içinde oldukları ortada. Fakat bugün işgaller, yoksulluk, kötü yönetimler, eğitimsizlik vb. pek çok sorun sebebiyle insan-tabiat ilişkisinde muvazene bozulmuş durumda.

Bu sebeple suçlu aramaksızın ve hızla bir İnsani Çevre Bilinç ve Şuur düzleminin tartışmaya açılması gerekiyor. Özellikle pandemi etkisi ile ortaya çıkan tabiat özlemi de insanın en önemli yitiğinin Tabiat Vahyi olduğunu ortaya koyuyor. Pandemik koşullarda adeta koşarak sığındığımız Tabiat'ı bilinç boyutu İslam dünyasının gündemine atmak amacıyla Kasım ayı dosyasını “ Su kaynakları, Tabiat, Çevre Bilinci” olarak kararlaştırdık. Var olan durumun analizi yanında din ve medeniyetimizden örneklerin de modellendiği yol gösterici bir sayı ortaya çıktı.

Çevre konusunda İslam bize ne söylüyor? Ve modern dünya sisteminin bu kaotik sürecinde nasıl bir bakış açısına sahip olmalıyız? gibi sorulara cevap aradık. Çevre Bilincini var eden umdeler yanında, insanın kriz anlarında toprağa dönme arzusunun temel kodlarını anlamaya çalışıyoruz. İnsanın doğasına uygun yaşam perspektifini ve doğa ile etkileşim biçimlerini konuşmak istiyoruz. Medeniyetimizin mimari ve koruyucu model uygulamalarını bugüne taşıyarak insanlığa Çevre Bilinci ve Çevrenin Korunması konusunda bir şeyler önermek arzusundayız.

Bu sayıda yazılarıyla yer alan Prof. Dr. Beyhan Asma, Yrd. Doç. Dr. Biyolog Hürrem Bayhan, Hüseyin Sönmezler (GASKİ Genel Müdürü), Abdurrahman Dilipak, Dr. Murat Küçükhemek (Çevre Yüksek Muh.), Ömer Özen (Çevre Yüksek Mühendisi.), Enes Güneyli, Berat Sarıtop, Ahmet Akgül, Selimcan Yelseli, Mahmut Öz, Abdullah Topaç ile Afganistan konusuna dikkatleri çekmeye devam eden yazılarıyla İsmail Mansur Özdemir, deneme yazılarıyla Osman Hazır, Kamil Tabak, Kemal Menceloğlu, Mehmet Ali Abakay, Halit Yıldırım, Nizameddin Duran, Eyyüp Azlal'a teşekkür ediyoruz.

İnsanın en önemli yitiği; Tabiat Vahyi

Batı dünyası sanayileşmeye hızlı geçiş yaparak Çevre felaketlerinin fitilini ateşleyen bir ahlak ve kapitalist paylaşım sistemini inşaa etti. Eskiden savaşlar “var olmak” adına yapılırken, bu yeni çağda savaşlar “imkanların paylaşımı” gerekçesine dönüştü. I. ve II. Paylaşım savaşlarıyla “insanın insanı yok ettiği” savaşlar yeni sınırlar, yeni devletler üretti. Tahribat, her devletin insanına “daha konforlu” bir yaşam gerekçesiyle başladı diyebiliriz…

İslam dünyası pek çok bölgesinde modernite ve onun taşıyıcı gücü olan sanayi ile yeni tanıştığından Batı dünyasının vahşi izlerini takip ederek ikinci bir tahribat denklemi yaratıyor. Köylerden kentlere artan göç, sadece sosyal alanlarda maliyetler yaratmıyor, aynı zamanda tabiat kaynaklarının hızla tüketilmesi gibi ağır bir maliyet oluşturuyor. İnsan eliyle değişen çevre şartları, küresel iklim değişikliği ile küresel etkili bir tehdidi tüm insanlığın dünyasına da sokmuş oluyor. Yani tabiat hangi coğrafyada, sosyal evrende yaşanırsa yaşansın her insanın ortak gündemi olmak zorunda.

Özellikle İslam anlayışı temelinde kurulan medeniyetlerin kâinatı Allah'ın Vahyi olarak telakki eden medeniyet perspektifi ile oldukça koruyucu bir bağlamda baktıkları ve tabiatla doğru ilişki içinde oldukları ortada. Fakat bugün işgaller, yoksulluk, kötü yönetimler, eğitimsizlik vb. pek çok sorun sebebiyle insan-tabiat ilişkisinde muvazene bozulmuş durumda.

Bu sebeple suçlu aramaksızın ve hızla bir İnsani Çevre Bilinç ve Şuur düzleminin tartışmaya açılması gerekiyor. Özellikle pandemi etkisi ile ortaya çıkan tabiat özlemi de insanın en önemli yitiğinin Tabiat Vahyi olduğunu ortaya koyuyor. Pandemik koşullarda adeta koşarak sığındığımız Tabiat'ı bilinç boyutu İslam dünyasının gündemine atmak amacıyla Kasım ayı dosyasını “ Su kaynakları, Tabiat, Çevre Bilinci” olarak kararlaştırdık. Var olan durumun analizi yanında din ve medeniyetimizden örneklerin de modellendiği yol gösterici bir sayı ortaya çıktı.

Çevre konusunda İslam bize ne söylüyor? Ve modern dünya sisteminin bu kaotik sürecinde nasıl bir bakış açısına sahip olmalıyız? gibi sorulara cevap aradık. Çevre Bilincini var eden umdeler yanında, insanın kriz anlarında toprağa dönme arzusunun temel kodlarını anlamaya çalışıyoruz. İnsanın doğasına uygun yaşam perspektifini ve doğa ile etkileşim biçimlerini konuşmak istiyoruz. Medeniyetimizin mimari ve koruyucu model uygulamalarını bugüne taşıyarak insanlığa Çevre Bilinci ve Çevrenin Korunması konusunda bir şeyler önermek arzusundayız.

Bu sayıda yazılarıyla yer alan Prof. Dr. Beyhan Asma, Yrd. Doç. Dr. Biyolog Hürrem Bayhan, Hüseyin Sönmezler (GASKİ Genel Müdürü), Abdurrahman Dilipak, Dr. Murat Küçükhemek (Çevre Yüksek Muh.), Ömer Özen (Çevre Yüksek Mühendisi.), Enes Güneyli, Berat Sarıtop, Ahmet Akgül, Selimcan Yelseli, Mahmut Öz, Abdullah Topaç ile Afganistan konusuna dikkatleri çekmeye devam eden yazılarıyla İsmail Mansur Özdemir, deneme yazılarıyla Osman Hazır, Kamil Tabak, Kemal Menceloğlu, Mehmet Ali Abakay, Halit Yıldırım, Nizameddin Duran, Eyyüp Azlal'a teşekkür ediyoruz.

İnsanın en önemli yitiği; Tabiat Vahyi

Batı dünyası sanayileşmeye hızlı geçiş yaparak Çevre felaketlerinin fitilini ateşleyen bir ahlak ve kapitalist paylaşım sistemini inşaa etti. Eskiden savaşlar “var olmak” adına yapılırken, bu yeni çağda savaşlar “imkanların paylaşımı” gerekçesine dönüştü. I. ve II. Paylaşım savaşlarıyla “insanın insanı yok ettiği” savaşlar yeni sınırlar, yeni devletler üretti. Tahribat, her devletin insanına “daha konforlu” bir yaşam gerekçesiyle başladı diyebiliriz…

İslam dünyası pek çok bölgesinde modernite ve onun taşıyıcı gücü olan sanayi ile yeni tanıştığından Batı dünyasının vahşi izlerini takip ederek ikinci bir tahribat denklemi yaratıyor. Köylerden kentlere artan göç, sadece sosyal alanlarda maliyetler yaratmıyor, aynı zamanda tabiat kaynaklarının hızla tüketilmesi gibi ağır bir maliyet oluşturuyor. İnsan eliyle değişen çevre şartları, küresel iklim değişikliği ile küresel etkili bir tehdidi tüm insanlığın dünyasına da sokmuş oluyor. Yani tabiat hangi coğrafyada, sosyal evrende yaşanırsa yaşansın her insanın ortak gündemi olmak zorunda.

Özellikle İslam anlayışı temelinde kurulan medeniyetlerin kâinatı Allah'ın Vahyi olarak telakki eden medeniyet perspektifi ile oldukça koruyucu bir bağlamda baktıkları ve tabiatla doğru ilişki içinde oldukları ortada. Fakat bugün işgaller, yoksulluk, kötü yönetimler, eğitimsizlik vb. pek çok sorun sebebiyle insan-tabiat ilişkisinde muvazene bozulmuş durumda.

Bu sebeple suçlu aramaksızın ve hızla bir İnsani Çevre Bilinç ve Şuur düzleminin tartışmaya açılması gerekiyor. Özellikle pandemi etkisi ile ortaya çıkan tabiat özlemi de insanın en önemli yitiğinin Tabiat Vahyi olduğunu ortaya koyuyor. Pandemik koşullarda adeta koşarak sığındığımız Tabiat'ı bilinç boyutu İslam dünyasının gündemine atmak amacıyla Kasım ayı dosyasını “ Su kaynakları, Tabiat, Çevre Bilinci” olarak kararlaştırdık. Var olan durumun analizi yanında din ve medeniyetimizden örneklerin de modellendiği yol gösterici bir sayı ortaya çıktı.

Çevre konusunda İslam bize ne söylüyor? Ve modern dünya sisteminin bu kaotik sürecinde nasıl bir bakış açısına sahip olmalıyız? gibi sorulara cevap aradık. Çevre Bilincini var eden umdeler yanında, insanın kriz anlarında toprağa dönme arzusunun temel kodlarını anlamaya çalışıyoruz. İnsanın doğasına uygun yaşam perspektifini ve doğa ile etkileşim biçimlerini konuşmak istiyoruz. Medeniyetimizin mimari ve koruyucu model uygulamalarını bugüne taşıyarak insanlığa Çevre Bilinci ve Çevrenin Korunması konusunda bir şeyler önermek arzusundayız.

Bu sayıda yazılarıyla yer alan Prof. Dr. Beyhan Asma, Yrd. Doç. Dr. Biyolog Hürrem Bayhan, Hüseyin Sönmezler (GASKİ Genel Müdürü), Abdurrahman Dilipak, Dr. Murat Küçükhemek (Çevre Yüksek Muh.), Ömer Özen (Çevre Yüksek Mühendisi.), Enes Güneyli, Berat Sarıtop, Ahmet Akgül, Selimcan Yelseli, Mahmut Öz, Abdullah Topaç ile Afganistan konusuna dikkatleri çekmeye devam eden yazılarıyla İsmail Mansur Özdemir, deneme yazılarıyla Osman Hazır, Kamil Tabak, Kemal Menceloğlu, Mehmet Ali Abakay, Halit Yıldırım, Nizameddin Duran, Eyyüp Azlal'a teşekkür ediyoruz.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat